O, insanların daha güzel bir dünyada yaşamasını istiyordu. En azından bu ideale inanmıştı. Ama böyle bir dünya kurulabilir miydi? Doğasında bencillik ve yıkıcılığı taşıyan insanoğlu birbirine elini kardeşçe uzatabilir miydi?
Babası farklı bir mezhepten olduklarını komşulara sezdirmekten yana değildi. Süha önceleri bu sinik tutumu yadırgamış, daha sonra Kahramanmaraş'ta, Çorum'da mezhepleri ayrı diye Alevilerin çoluk çocuk demeden öldürüldüğünü görünce, babasının çekingenliğinin boş bir kuruntu olmadığını anlamıştı.