Şüphesiz Hızır'ın "soru sorma!" şartı ile niyeti Allah'ın kendisine bahşetmiş olduğu bilgiyi saklamak değildir.
O, Hz.Musa'ya bu bilginin konuşularak, üzerinde zihni çıkarımlarda bulunarak, spekülatif tartışmalar içine girerek, felsefi egzersizler yapılarak değil SABIRla yaşayarak öğrenilebileceğini anlatmak istemiştir.
..Horoz, üç gün üst üste köpeğe yalancı çıkmanın utancı içerisindedir. Sonunda köpeğe şu son haberi verir: 'Atın, katırın, kölenin ölümü, bu ham kişiden, bu aldanmış adamdan kötü kazâyı geri çevirecekti. Bir ziyana uğramak, birçok ziyânları giderir. Ama o, mal ziyânından kaçtı, malı çoğaldı ama kendisi, kendi kanına girdi. Kazâya, kadere karşı bilgisizlik etti de mal sahibinden mal kaçırmaya kalktı...
Ilk müfessirlerden olan Katâde, çocukları öldürülen bu anne ve baba için şu yorumu yapmaktadır: " Dünyaya geldiği vakit sevinmişlerdi. Öldürüldüğü zaman ise üzüldüler. Eğer hayatta kalmış olsaydı, onun sebebi ile helâk olacaklardı. O bakımdan kişi Allah'ın kazâsına razı olmalıdır. Çünkü müminin hoşuna gitmeyecek hususlarda dahi Allah'ın kazâsında bir hayır vardır. "
" Nerede bir yıkık yer varsa orada bir definenin varlığı umulur. Ne diye mârifet definesini yıkık gönülde aramazsın? Gönül gamla peygamberleşti mi, gönle Cebrail iner; düşünce yüzlerce İsa'ya gebe kalır Meryem gibi. "