İnsanın ruh sağlığının olmazsa olmaz koşulu olarak çevresine sağladığı uyumu öne süren kavramlaştırmalar, bize hırsızlar toplumunda hırsız, katiller toplumunda katil olmamızı telkin eder gibidir. Oysa insan 'az gidilen yol'u seçebilir ve bu da hayatında büyük fark yaratabilir. Biz bu hayat hikâyelerini gazetelerde 'bir başarı öyküsü' olarak okumayız. Afrikalıların söylediği gibi, 'kaplanların kendi tarihçileri oluncaya dek bütün av hikâyeleri avcıları övecektir'. Oysa tarih inandığı değerleri dünya nimetlerine değişmeyen cesur ve kimileyin küskün adamların dokunuşlarıyla yazılır. Kurşuna dizilmeyi, zindana atılmayı göze alan 'deli'ler tarihi yapar. Yozlaşmış ilişkilerden inzivaya çekilen bir adam, şen şakrak yaşayan kalabalığa, 'haydi uyan!' bildirisi bırakır.
Dış âlemde gördüklerimiz bizi iç âlemimizin keşfedilmemiş mağaralarına götürmüyor, içimizin daha önce hiç bilmediğimiz sokaklarına bir ışık düşürmüyorsa, dış dünyada attığımız adımlar içimizde yankılanmıyorsa gitmek neye yarar?
İnsanın evi anlaşıldığı yerdir. Bir başka insana ev olacaksın, bir kalbi kırılmaktan koruyabilirsen eğer. Varlığın yarası güzel eylem, güzel söz, güzel insanla iyileşir.