آلْفُلْكُhuu

آلْفُلْكُhuu
16.Tıpkı, insanoğluna; “İnkâr et” deyip de -nankörce- inkâr edince; “Ben senden uzağım; çünkü Âlemlerin Rabbi Allah’tan korkuyorum!” diyen şeytan misâli... 17.Sonuçta, her ikisinin âkıbeti de temelli ateşte yanmak olmuştur. Budur işte, zalimlerin alacağı karşılık!.. Haşr / 16., 17. Ayet
Din
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Yeryüzünde haksız yere büyüklük taslayanları âyetlerimi anlamaktan uzaklaştıracağım. Çünkü onlar her ne mûcize görseler, ona inanmazlar. Doğru yolu görseler, onu yol edinmezler. Buna karşılık azgınlık ve taşkınlık yolunu görseler hemen onu uyulacak yol olarak benimserler. Bunun sebebi, onların âyetlerimizi yalanlamaları ve bunları anlamaktan büsbütün uzak durmalarıdır. A'râf / 146. Ayet سَاَصْرِفُ عَنْ اٰيَاتِيَ الَّذ۪ينَ يَتَكَبَّرُونَ فِي الْاَرْضِ بِغَيْرِ الْحَقِّۜ وَاِنْ يَرَوْا كُلَّ اٰيَةٍ لَا يُؤْمِنُوا بِهَاۚ وَاِنْ يَرَوْا سَب۪يلَ الرُّشْدِ لَا يَتَّخِذُوهُ سَب۪يلًاۚ وَاِنْ يَرَوْا سَب۪يلَ الْغَيِّ يَتَّخِذُوهُ سَب۪يلًاۜ ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَا وَكَانُوا عَنْهَا غَافِل۪ينَ
1000Kitap
( Hudeybiye seferine çıkmayarak Peygamberden) geri duran bedevîler, sana diyecekler ki: “Bizi mallarımız ve ailelerimiz alıkoydu; bizim için Allah’a istiğfar ediver!” Oysa ‘kalplerinde olmayan’ı dilleri[nin ucu] ile söylüyorlardı. De ki: Şayet Allah size bir zarar vermek veya bir fayda eriştirmek istese, O’nun karşısında kimin elinden bir şey gelebilir?! Aksine, Allah yaptıklarınızdan haberdardır! Fetih / 11. ayet
1000Kitap
De ki: “Allah katında uğrayacakları ceza itibariyle kötünün kötüsü bir durumda olanları size haber vereyim mi? Bunlar, kendilerini Allah’ın lânetlediği, gazabına uğrattığı, kimini maymunlara, kimini domuzlara çevirdiği kimseler ve şeytânî güçlere tapanlardır. İşte bulundukları yer ve konum itibariyle en kötü olan ve dosdoğru yoldan en çok sapanlar onlardır.” Mâide / 60. Ayet قُلْ هَلْ اُنَبِّئُكُمْ بِشَرٍّ مِنْ ذٰلِكَ مَثُوبَةً عِنْدَ اللّٰهِۜ مَنْ لَعَنَهُ اللّٰهُ وَغَضِبَ عَلَيْهِ وَجَعَلَ مِنْهُمُ الْقِرَدَةَ وَالْخَنَاز۪يرَ وَعَبَدَ الطَّاغُوتَۜ اُو۬لٰٓئِكَ شَرٌّ مَكَانًا وَاَضَلُّ عَنْ سَوَٓاءِ السَّب۪يلِ
Din