Zeka, bence parlak bir varlık, tabiatı güzelleştiren bir süs, hayatın bir tesellisidir. Suç ve Ceza, Dostoyevski
Yeryüzünün iki gücü vardır: Akıl ve kılıç, çoğu zaman akıl kılıcı yenmiştir.
Eflatun
Acı tabiatın kendini anlatma şeklidir. Gerçekten acı çekmiş bir kimse, egosunu yırtarak, kendini yüceltme mekanizmasını kırarak, herşeyi olduğu gibi görmeyi başarır.
Acı çeken / çekmiş kimse gerçeği en kolay söyleyebilen kişidir.
Olay ve olgulara kişisel ve yılış çıkarlardan bağımsız, tarafsız yaklaşır. Hiçbir çıkar, fayda yoktur. Neyse onu görür, ne görse onu söyler.
Bu şekilde faydalı bir acı zekaya izin vermek, akla hizmettir. Bundan sonra kişinin önünde alabildiğine geniş alanlar açılır.
Hangi otorite sorgulanamaz? Hangi lider, hangi düşünce, hangi kişi? Kimdir ya da nedir ki eleştirilemez olsun? İnsanın aklında var olan herşey sorgulanmaya müsaittir ve bunu hak eder. Akıl düşünür, kalp coşar. Hafıza depolar. Cehenneme de gitsem, herşey kalbimde ve aklımdadır. Yargıçların yargıcı, otoritelerin otoritesi! Hiçbirinden korkmamak cesurca atılgan şekilde soru sormak ve gerçeği öğrenmek gerekir.
”Korku, yalan doğurur.” diyor Dostoyevski.
Korku en çok bizi mahveder. En çok kendine yalan söylemeye bayılır insan. Eğer güçlü olmak istiyorsak bu bombalarla değil akılla olsun. Şöyle bitireyim sözümü ;
"Aklın gücüne, hiçbir engel karşı duramaz."
Marcus Aurelius