MBA

MBA
@_MBA_
Kendinden geçmiş dünyamda yeniden işlenen ruhum
Baktım senin geleceğin yok, Bende bütün yollarımı sana çıkarttım.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Çalmayı sevdiğim bir kapı vardı fakat her zaman açılmazdı. Yine de o kapıyı çalmayı çocuksu bir heyecanla beklerdim. Belki açar ve günüme katacağı şeyleri ondan alabilirdim. Sanki o kapısını açtığında güzel bir gün batımı ışığı yüzüme vurmaya başlardı ve bütün karanlığıma bir huzur ışığı yayılırdı. Işığın arasından gördüğüm sureti sanki özenle yapılmış bir biblo gibiydi. Her gördüğümde gözüme çarpan güzelliği günbegün artıyor beni şehvetinin derinliklerine çekiyordu. Dudakları adeta bana özel yapılmış bir enstrüman gibiydi. Konuştukça dökülen kelimeler ve sesi sadece benim duyabileceğim güzellikte bir sedaydı. Bu melodi sanki bütün duyularımı teker teker uyandırıyor bütün bedenimi ürpertiyordu. İçimde özlediğim o kıpırtı ve cıvıltıyı bana aktarıyordu. Güzelliğinin kapı kapanınca biteceğini biliyordum. Biliyordum fakat... Bir an için dahi olsa hissettirdiği bu güzelliklerden vazgeçmeye değer miydi? Artık aklımı kendimin bile ulaşamayacağı kadar karmaşık gayelere bürümüştüm. Çözemeyeceğim kadar bulanık sorular, düşünceler... Yine de sonuna varamadığım, içinden çıkamadığım en güzel şeysin. Sana bakarken ve seni düşlerken düşündüğüm bu düşünceler, kafamın içinde dolaşıp birbirlerine çarpışırlarken anın güzelliğini bile çıkartamadığım oluyordu. Cevap verip konuşamadığım, çokça kez saçmaladığım, kendimi ifade edemediğim ve sustuğum. Ne olursa olsun gerçekliğim bir şekilde ortaya çıkıyordu. Ağlasam bile huzuru hissedebiliyordum. Sen bir istekten fazlasısın. Sana ihtiyaç duyuyorum. Ansızın açılacak kapına, dökülecek kelimelerine. Sana muhtaç değilim fakat hissettirdiklerine ihtiyacım var. Bunu biliyorum ama bilmek istemiyorum. Gidiyorum ama ayakkabılarımın bıraktığı izler beni hep buraya iteliyor. Gidemiyorum sadece bahane üretiyorum. Karanlık karşısında benimde bunları
Usulca kapattığım kapılarımın ardından çıktım. Yoğun düşüncelerimin soğukluğunda titrerken biraz olsun ısınabilmek adına duygusuzluğumu geçirdim üstüme ve sanki tek dayanağımmış gibi ona sıkıca sarındım. Kazanmam gerekenler vardı. Sanki sabah 09:00 akşam 17:00 arası işe gidermiş gibi çıktım bu kapıların ardından. Gün içerisinde çalacağım kapılardan alacağım duygular, ilgilendiklerimden alacağım yükler. Temel ihtiyaçlarımı sağlayacak hissiyatı alınca kapıyı tekrar açıp içeri girmem gerektiği bilincini bir kenara bırakıp keyif almaya çabalıyorum lakin biliyorum geri geldiğimde dönüşeceğim şeyden asla keyif almayacağım.
Önceden dilim tutuluyordu belki anlatacak kelimeler bulamıyordum mamafih yine de yazabilir kendimi açıklayabilirdim. Şimdi ne yazabiliyor ne konuşabiliyorum. Seni anlamak istemeyen insanlara nasıl dert anlatabilir, duygularını açıklayabilirsin.
“Gitdün ammâ kodun hasret ile cânı bile İstemem sensiz olan sohbet-i yârânı bile.”