ÂYETLERİMİZİ YALAN SAYAN VE ONLARA KARŞI BÜYÜKLÜK TASLAYANLAR VAR YA, GÖĞÜN KAPILARI ONLARA ASLA AÇILMAYACAK VE DEVE İĞNE DELİĞİNDEN GEÇMEDİKÇE, ONLAR DA CENNETE GİREMEYECEKLERDİR.
(40. Ayet)
HER TOPLULUK ateşe GİRERKEN, dünyada imrenip peşinden gittikleri, inanç ve ideoloji bakımından KARDEŞleri sayılan TOPLULUĞA LÂNETLER YAĞDIRACAK! NİHÂYET, HEPSİ BİRBİRİ ARDINCA GELİP ORADA TOPLANINCA, ARKADAN GELENLER, ÖNDEN GİDEN ve sonrakilere yol gösteren öncü toplumlar HAKKINDA, “EY RABB'İMİZ, BİZİ YOLDAN ÇIKARANLAR İŞTE BUNLARDI, O HÂLDE, ONLARI İKİ KAT ATEŞ AZABIYLA CEZALANDIR!” DİYECEKLER.
Buna karşılık Allah, “evet! sizden öncekiler, hem kendileri yoldan çıktığı için, hem de arkadan gelenlere kötü örnek olup onları yoldan çıkardıkları için iki kat ceza çekecekler. Fakat siz de aynı şekilde sizden sonrakilere öncülük edip onları saptırdınız. O hâlde, böyle zâlimlerden HER BİRİNE İKİ KAT azap VAR. FAKAT SİZ, bunun farkında değilsiniz, nicelerinin sizden etkilenip kötülüğe yöneldiğini BİLMİYORSUNUZ! ” DİYECEK.
(38. Ayet)
DE Kİ: RABB'İM, ANCAK ŞUNLARI HARAM KILMIŞTIR:
- İSTER AÇIK, İSTER GİZLİ OLSUN, FUHUŞ VE AHLÂKSIZLIĞI,
- Allah'ın emir ve yasaklarını çiğneyerek GÜNAH İŞLEMEYİ,
- HAKSIZ YERE başkalarının hak ve özgürlüklerine SALDIRMAYI,
- ALLAH'IN HİÇBİR DELİL GÖNDERMEDİĞİ VARLIKLARI O'NA ORTAK KOŞMANIZI,
- VE BİLMEDİĞİNİZ KONULARDA ALLAH ADINA KONUŞMANIZI haram kılmıştır!
(33. Ayet)
DE Kİ: ALLAH'IN, KULLARI İÇİN yeraltı madenlerinden, denizlerin altından veya bitki ve hayvanlardan ÇIKARDIĞI SÜS EŞYALARINI VE TERTEMİZ YİYECEKLERİ HARAM KILAN KİMDİR ? DE Kİ: BUNLAR, DÜNYA HAYATINDA İMAN EDENLER İÇİN yaratılmış güzelliklerDİR. DİRİLİŞ GÜNÜNDE İSE bu nîmetler, YALNIZCA İNANANLARA ÖZGÜ OLACAKTIR. Bakın, hakîkat bilgisinin kıymetini BİLEN İNSANLAR İÇİN, AYETLERİ İŞTE BÖYLE ayrıntılarıyla ve AÇIKÇA ORTAYA KOYUYORUZ!
(32. Ayet)
DE Kİ: “RABB'İM, ölçülü ve dengeli davranarak ADÂLETİ yerine getirmenizi EMRETMİŞTİR.” HER SECDE MÂKAMINDA, YÜZÜNÜZÜ kıble yönüne DOĞRULTUN! TERTEMİZ VE SAMİMİ BİR İNANÇLA ALLAH'A YÖNELEREK O'NA DUÂ EDİN!
(29. Ayet)