Mavi

Fikriye üvey babam Ragıp Bey'in kardeşinin kızıydı, çok genç yaşta bir yıl bile sürmeyen bir evlilik yapmıştı. Annem bir buna takılırdı, bir de Fikriye'nin ablasının veremden öl. mesine. Bana hem dul hem de verem mikrobu taşıma ihtimali yüksek birini layık göremedi bir türlü. Halbuki Fikriye annemin etrafında pervane olurdu Babasının özenle yetiştirdiği, Fransızca hocalarından lisan müzik hocalarından piyano ve ut çalmasını öğrenmiş, sesi de kendi gibi güzel, kocaman siyah gözlü, ince-uzun, hayal gibi bir genç kadındı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Şu ölüm döşeğinde hayatımın kadınlarla olan safhası sinema şeridi gibi gözümün önünden akarken kırıp döktüklerimi, kadir bilmezliklerimi de hatırlıyorum ve itiraf ediyorum işte, hayatıma giren kadınları andığımda tek bir duyguyla çarpıyor kalbim; pişmanlıkla! Hele de Fikriye aklıma düştüğü zamanlar yüreğime bir sancı giriyor, boğazıma bir tıkaç oturuyor, gözlerim buğulanıyor. Oysa ben üç yıla yakın bir süre, Ankara'da benimle yaşayan bu narin genç kadının saçının teline dahi zarar gelmesin istemiştim.
Çocuklarımı hatırlayınca, düşündüm de Latife'yi boga- masaydım bizim de çocuklarımız olurdu herhalde. Yirmi üç yaşındaki gencecik karımdan doğacak sağlıklı, akıllı çocuklarımız, Latife'nin mükemmel bir şekilde yetiştireceği oğullarımız, kızlarımız... Biz ayrıldıktan sonra bir daha evlenmedi Latife. Benim yüzümden evlenmedi. Şu anda mümkün olaydı dizlerimin üzerine çöker, özür dilerdim boşadığım karımdan; onu boşadığım için değil, onu izdivaca küstürüp bir daha evlenmemesine, dolayısıyla çoluk çocuğa karışamamasına sebep olduğum için.
Hayatımın önemli dönüm noktalarında Abdürrahim hep yanımdaydı. Samsun'a gitmek üzere İstanbul'daki evimden ayrılırken, su gibi gidip su gibi gelmem için anacığımın hazır ettiği bir güğüm dolusu suyu arkamdan o döktü. Annemi Latife'yle tanıştırmak için İzmir'e o getirdi. Annemi ve ablası bildiği kardeşim Makbule'yi de tek bir gün bile üzmemiş, hayal kırıklığına uğratmamıştır benim sevgili oğlum
Ben bu bebeği henüz dokuz aylıkken evlat edinmiştim. Pek şirin ve akıllı bir çocuktu. Onu torunum yerine koyup, her gittiğim yere maskot gibi hep yanımda taşıdım. Benim ömrümün onun tahsilini tamamlayacaği yıllara yetişemeyeceği belli olunca, onu da mirasçılarimdan biri yaparak tahsil parasını garantiye aldım.Ülkü için de tek dileğim, Sabiha ve Afet ablaları gibi onun da ömrünü başarılarının şerefiyle örmesi, benim kızım olarak Türk kadınlarına örnek olmasıdır. Büyürken ben başında olamayacağım için, onu Allah'a emanet ettim