Afrika kökenli Amerikalılardı. Kısacası, ileride şehri yok edecek olan tohumları ikinci yok oluşu göremediler, çünkü bir anlamda kendileri de zaten, her yerden akın akın Henry Ford'un "günde beş dolar" vaadinin cazibesiyle buraya koşan o kalabalığın, o tohumların parçasıydılar.
Planlama, kendilerini bir düzeyde kültüre adamış büvük şehirlere özgü bir şeydi; Paris, Londra ya da Roma gibi. Detrit ise kendini paraya adamış tipik bir Amerikan şehriydi, böylece plan yerini daha pragmatik bir anlayışa bıraktı...
Grand Circus Parkı'nın önünde dalgalanan şehir flamasında bu yangının izlerini yansıtan sözleri okuyabiliyordum: Speramus meliora; resurget cineribus. "Umutlarimız küllerden doğacaktır.")