"Kalbe iki büyük hastalık isabet eder. Şayet kul bunları tedavi etmezse kalbi helak edene kadar yayılır gider. Şüphesiz ki bunlar riyā ve kibirdir. Riyanın ilacı Yalnız sana ibadet ederiz', kibrin ilacı ise 'Yalnız senden yardım isteriz'dir."
Şeyhülislam İbn Teymiyye
Ey çocuk! Sana bazı kelimeler öğreteceğim. Allah'ı koru (hakkını) ki, O da seni korusun. Allah'ı koru (hakkını) ki O'nu önünde bulasın. Sen Allah'ı bollukta bil ki, Allah da seni şiddet anında bilsin"
Kul, musibetlere düçar olabilir. Bu durumda tek maksadı ihtiyaçlarının giderilmesi ve
dertlerinden kurtulmak olur. Bunun için istemeye, yalvarıp yakarmaya başlar. Bu yakarışlar ibadet ve itaat etmek için değildir. İşin başında tek gayesi rızık, yardım ve esenliğe kavuşmak gibi taleplerinin gerçekleşmesi iken daha sonra bu dua ve yakarışlar ona Allah'a imanın, O'nu tanımanın, O'nu sevmenin ve O'nu zikredip dua etmeyle mutlu olmanın kapısını açar. Artık bunlar ona giderilmesini istediği o hacetlerden çok daha sevimli ve değerli olur. Allah'ın kullarını dünyevi ihtiyaçlarla ulvi ve dini maksatlara sevk etmesi, onlara merhametinin bir göstergesidir.
Zayıflık çevrende içinden çıkamadığın dar bir zindan bina etmiş. ihtiyaçlar etrafını kuşatmış,
talihsizlikler yakana yapışmış, dertler
seni çepeçevre sarmış ve ruhunu alıp bir meçhule doğru kaçmışsan;
işte sen şu anda O'na sığınmaya ihtiyaç duyuyorsun demektir.