Nisa

Elm enfeksiyona hiç yakalanmamıştı. Ama Stone'da sararıp solmanın nasıl bir his olduğunu biliyordu. Dolayısıyla dün gece, Yew Kalesi'ne gittiğinde Emory'nin yanaklarına bir parçacık renk geldiğini görünce çocuğu bir öpmediği kalmıştı.
Reklam
"Gülmesinden nefret ediyorum," dedi Wik arkamızdan. "Tüylerimi diken diken ediyor." "Aldırma ona," dedi Ravyn sertçe. Jespyr, Ravyn'in omzuna parmağını vurdu. "Tabii. Sen bunu çok iyi başardığın için." "Dediğimi yapın, Jes, yaptığımı değil."
Al işte! Ona istediğini diyebilirsin. Ama sakın aptal muamelesi yapma. Kâbus nefes verdi. Ama o bir aptal, biriciğim. Hem de ber bat, iflah olmaz bir aptal. Sözlerini geri al. Boğazını temizledi. "Sana aptal diyor, Ravyn Yew." Kabus!
Yaşıyordu. Elspeth yaşıyordu. Bir kış gecesinde nöbet tuttuktan sonra içeri girmek gibi neredeyse insanın canını acıtacak kadar büyük bir rahatlama hissediyordu.
Ravyn atılıp bordo kartı çamurdan alırken sarı gözler parladı. Ravyn karta bir, iki, üç kere vurdu. Ravyn! diye seslendi bir kadın sesi. Ciğerlerindeki tüm hava boşaldı. Ravyn çamura yuvarlandı. Bu ses... Onun sesiydi.
Reklam