Nisanur Atam

Nisanur Atam
@_Nisannur
"Gördüğün her alaca şeyi av sanma Belki de uyumuş bi kaplandır..." Sadi Şirazi,Gülistan
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Biz kadınız, bilmeden seviyoruz bu kedileri Seviyoruz, bir sevilme içgüdüsüyle Bu bizim yüzümüzde ufacık çizgiler oluyor - acaba? Evet, çok değil konuşurken düzeltiyoruz Orayı burayı topluyoruz, yeriyse çocuklarımızı öpüyoruz Ama biliyorsunuz ki gene de Hepimiz, işte hepimiz Bitmenin, tükenmenin yorgunluğu içinde. Gözler mi? Tavana dikili, hayır, pencereye Yağmalar, sürgünler, yangınlar içinde Çünkü bu boşluk; tüneller, çukurlar, kapkacak ağızları Mağaralar, denizler, gökyüzleri değil de Bu boşluk, o bir türlü dolduramadığımız, o Orman, dağ, kısacası evrenle. Biz bu lavanta kokularını bilmeden taşıyoruz Biz bu tavana bilmeden eski rengine boyuyoruz Bu bizim terliklerimizde ufacık güller oluyor - acaba? Evet, çok değil, onları bilmeden hoşa gideriyoruz Sormayın, ama sormayın, bilmeden aralık tutuyoruz kapılarımızı Bilmeden bekliyoruz, bilmeden uyuyoruz sabahlara değin Kim bilir, belki de biz Tanrısıyız en olunmaz şeylerin. Bu bizim en düzenli hareketimiz: olmak Asılıp kalmışız sokak fenerlerine Asılıp kalmışız öyle, görenler bizi görüyor Görenler bizi görüyor ve gidip geliyoruz dikkatle Doğrusu, niye saklayalım, hepimiz bunu yapıyoruz
Bütün prangalar küçük zincir halkalarından oluşur.Her geçen gün zincire eklenen halkaları göremeyen,olaylara bütün olarak bakmak yerine "küçük"şeylerin abartıldığını düşünen insanlar,o zincir boyunlarına açılmamak üzere dolandığı gün anlayacak özgürlüklerinin nasıl yavaş yavaş alındığını.En kötü olan da ne biliyor musunuz?Halkaları tek tek kendi elleriniz ile yerleştirdiğinizin farkına varamayacaksınız.Sizin bugün çıkaramadığınız ses,ilerde çocuklarınıza acı acı çığlıklar attırıcak…
“Çocukluğumda ne kadar rahattım.İçimde iki üç kişi birden konuşmazdı.Bir tek kişiydim ve sadece kendi yaşantımdan haberdardım.Sonra herkes bana neyin iyi neyin kötü olduğunu söylemeye başladı.Konuk geldiği zaman” Niçin konuşmuyorsun,bak sana adını soruyorlar!”derken yarım saat sonra “Küçükler çok konuşmaz!”diye azarladılar.Böylece ben,iki ben oldum.
"Bir noktadan sonra,hayal ettiğim bu dünya benim elimden çıkar ve kafamın içinde yaşadığım şehirden daha gerçek olur.O zaman bütün insanlar ve sokaklar,eşyalar ve binalar sanki hep birlikte aralarında konuşmaya,benim önceden hissedemediğim ilişkiler kurmaya;sanki benim hayalimde ve kitaplarımda değil kendi kendilerine yaşamaya başlarlar.İğneyle kuyu kazar gibi sabırla hayal ederek kurduğum bu âlem,bana o zaman her şeyden daha gerçekmiş gibi gelir."