Neyleyim dünyayı,
Bana Allah'ım gerek.
Gerekmez mâsivâyı,
Bana Sultanım gerek.
Ehl-i dünya dünyada
Ehl-i ukbâ ukbâda,
Her biri bir sevdâda,
Bana Allah'ım gerek.
"Kitaplar aptal salak olduğumuzu bize hatırlatmak için var ."
:))
Onlar gösteri alayı caddeden gürültüyle geçerken Sezar'a 'Fani olduğunu hatırla Sezar' ,diyen muhafız kıtası gibiler.
"Herkes ölünce ardında bir şeyler bırakmalı, derdi dedem. Bir çocuk,bir kitap, bir tablo, inşa edilmiş bir ev veya duvar, yapılmış bir çift ayakkabı. Veya ekilmiş bir bahçe. Elinin bir şekilde dokunduğu bir şey, öldüğünde ruhunun gideceği bir yer olsun diye; böylece insanlar ektiğin o ağaca veya çiçeğe baktığında, sen orada olursun. Ne olduğu önemli değil, dokununca onu değiştirdiğin ve ellerini çektiğinde sana benzeyeceği bir şeye dönüştürdüğün sürece, derdi. Sadece çim biçen adamla bahçıvan arasındaki fark dokunuştadır, derdi. Çimleri biçen adam orada hiç olmamış gibidir; bahçıvansa bir ömür boyu orada olacak."
"Dinle," dedi.
"Ben çocukken dedem ölmüştü; kendisi heykeltıraştı. Ayrıca dünyaya verecek bol bol sevgisi olan, çok iyi bir adamdı ve kasabamızın gecekondu mahallesinin temizlenmesine yardım ederdi;bizim için oyuncaklar yapardı ve hayatında milyonlarca şey yaptı; elleriyle bir şeyler yapardı hep. O öldüğünde, aslında onun için değil de yaptığı onca şey için ağladığımı fark ettim
birden. Ağladım, çünkü onları bir daha asla yapmayacaktı; bir daha asla bir odun parçasını yontmayacak, arka bahçede kumru ve güvercin yetiştirmemize yardım etmeyecek, kendi
tarzıyla keman çalmayacak ve bize fikra anlatmayacaktı. O bizim parçamızdı ve öldüğünde bütün eylemleri bıçak gibi
kesildi, o işleri tam onun gibi yapacak kimse de yoktu. O bir bireydi. Önemli bir adamdı. Ölümünün etkisinden hâlâ kurtulamadım. O öldüğü için kim bilir ne muhteşem oymalar asla yapılmadı, diye düşünürüm sık sık. Dünyada kim bilir
kaç fıkra eksik ve dedemin elleri kim bilir kaç posta güvercinine dokunmadı. O dünyayı biçimlendirdi. Dünyaya bir şeyler yaptı. Onun öldüğü gece, dünya on milyon iyi eylemden
mahrum bırakıldı."
MANSUR - Notlarda neden bahsediyorsun?
HUSREV - Ölümden.
MANSUR - Kafan bir arı kovanı gibi hep ölüm ihtizazlariyle dolu. Hep ölümle meşgûlsün.
HUSREV- Ondan başka meşgûl olunacak ne var?