Nurcan Karabulut

Nurcan Karabulut
@_NurcanKarabulut_
Ruhumun Ruhu'na aşık bi insan..
%30 (60/198 syf.)
Dilaver Selvi
10/10 · 2 okunma
Reklam
BİR FERYADIN NOTLARI
Bazen insan durup kendine soruyor: Neredeyim ben? Hangi zihniyetin içinde nefes alıyorum? Az önce, güpegündüz oldu. Birkaç erkek, bir kadına saldırıyordu. Yolun ortasında, herkesin gözü önünde. Etraftakiler... Put kesilmişler. Bakan ama görmeyen, duyan ama işitmeyen heykeller gibiydiler. Biz ne yaşıyoruz yaa? Bedenim bağırdı önce benden. Feryat figan yardım için seslendim. Ayağım oraya doğru yürüdü. Ta ki ablam kolumdan çekene kadar. “Sana da bir şey yaparlar” dedi. Korku mantıklıydı, ama vicdan daha yüksekti. Gördüm ki yürümek yetmiyor. O zaman sesimle yürüdüm. Bağırıp çağırdım, etraftan yardım çığlıkları kopardım. Nihayet birileri kımıldadı, araya girdi ve kızı kurtarabildiler. Ne olduğunu bilmiyorum tam olarak. Ama bir şeyi çok iyi biliyorum: Bu sahne karşısında kayıtsız kalan bir topluluğa ben insanca yaklaşmam.Susmam. Sözlerimle yerle bir ederim o hayvanlıklarını. Çünkü insanlık, izlemek değil; müdahale etmektir. Peygamberimiz buyurmuş: “Haksızlık karşısında eliyle müdahale edemeyen, diliyle buğzetsin. Ona da gücü yetmeyen kalbiyle buğzetsin. Bu da imanın en zayıfıdır.” Bugün ben elimle çekemedim, ama dilimle kopardım o zinciri. Kalbimle buğzetmeyi reddettim. Belki korkaklık bulaşıcıdır. Ama öfke de bulaşıcıdır. Belki benim feryadım, put kesilen birini daha uyandırır. Belki yarın bir başkası bağırır. Böylece taş üstüne insanlık yeniden kurulur. Soru şuydu: Hangi zihniyetin içindeyim? Cevap netleşti: Seyircilerin değil, müdahale edenlerin zihniyetindeyim. Kaybedenlerin değil, feryat edenlerin tarafındayım. Çünkü insan kalmak, bazen bedel ister. Ama insanlıktan çıkmak, her şeyden pahalıya mal olur. Nurcan Karabulut
Ne unutabiliyorum… Unutsam, canımın yarısı kopar. Ne vazgeçebiliyorum… Vazgeçsem, nefesim kesilir. Ne de bekleyebiliyorum… Beklemek her gün biraz daha öldürür beni.. Karabulut
Ruhumun Ruhu..
Ben aşık oldum bir Kemal'e. Gün içinde farkında olmadan dalıp gidiyorum. Sonra kendimi yakalıyorum, sebepsiz bir gülümsemeyle. Ondan gelen en küçük bir iltifatta bile karnımda kelebekler uçuşuyor. Bir sözü yetiyor, bütün günümü aydınlatmaya. Onu geç, sadece fotoğraflarına bakarken bile gözlerimin içi gülüyor. Bakmaya doyamıyorum. Sanki her karesinde, görmediğim bir şeyi buluyormuşum gibi. Belki de bu, ruhumun onun ruhunu tanımasıdır. Söylemeden anladığı, dokunmadan hissettiği bir yakınlık. Ve ben, ilk defa bu kadar sessiz ve bu kadar gürültülü seviyorum. Sessizim çünkü içimde saklıyorum. Gürültülüyüm çünkü kalbim susmuyor. (Nurcan Karabulut)
Duygu ve Düşünce
Eksikliğim Ailemde o kadar çok sevilmedim ki, dışarıya fazla sevgi vermeyi öğrendim ben. Neyden eksik kaldıysam, onu başkalarına vermeye çalıştım yıllarca. Sarılmadım, sarıldım. Dinlenmedim, dinledim. Görülmedim, gördüm. Kırıldım. Ama içimdeki sızıyı başkasına taşımadım. Kırıldığım halde insanları kırmadım. Çünkü ben, sevilmediğim yerde bile sevmeyi seçen biriyim. Şimdi anlıyorum kendimi. Fazla gelen ilgim, aslında yıllarca görmediğim ilginin yankısıymış. Kendime veremediğim şefkati, herkese vermişim. Zayıflık değil bu. Yaralı olup da iyileştirmeyi bilen bir kalbim var benim. Eksik olabilirim, ama eksiltmiyorum. Yoruldum, ama yine de seviyorum. Ve evet, ben bu kalbe sahibim. Bu yüzden kıymetliyim. (Nurcan Karabulut)
Duygu ve Düşünce