En sessiz, en çekingen olan insanların çoğu zaman en iyi portreleri verdiklerini öğrenmiştim çünkü konuşmaları gerekmiyordu, hissetmeleri gerekiyordu. Duygularını her gün şişeleyip saklayanlar; onları en güçlü hisseden ve en zoru sevenlerdi. En iyi fotoğrafçılar ise dökülen her duygu damlasını yakalayabilen ve onları içgüdüsel, bağdaştırılabilir bir şey haline getirebilenlerdi. Evrensel bir şey haline.
İlk gün de söylediğim gibi, Oflaz benim ötekim, Oflaz benim delirme sebebim.
İnsan, birine onun her halini sevmeye hazır olacak ve sevecek kadar bağımlı hale gelmişse, delirmiş demektir. İşte benim deliliğimin sebebi, ruhu güzel bu adama bağımlı olmamdı.
Unut herkesi, her şeyi... Ama Oflaz'ı unutma. Çünkü artık biliyorsun, Oflaz dışında kimse gerçek değil.