.. herkesle aramda âdeta görünmez bir soğuk hava tabakası hissediyorum. Ben ateş gibi yanan kalbimin sıcaklığını ne kadar sarf etsem bu soğuk tabakayı ışılamayacağımı anlıyorum. Adımlarım hiç kimseninkine uymuyor. Herkes beni yolun ortasında bırakıveriyor… Yolun ortasında… Herkes…
...hiç kimse beni sevemez. Birçokları beni garip, hoş, tetkike değer bulurlar. Birçokları beni beğenir ve bana acırlar. Bana karşı alaka duyarlar. Bazen bu muhtelif hisler o kadar karışır ki, beni sevdiklerini zannederler. Fakat ben beni hiç kimsenin sevemeyeceğini bilirim. Bunu şimdiye kadar kendime söyleyemiyordum. Söylemekten korkuyordum... Meğer o kadar korkulacak bir şey değilmiş. İnsan yapayalnız kalıveriyor, o kadar... Beni niçin sevemezler? Bunu ben de kati olarak bilmiyorum. Yalnız bunun böyle olduğunu seziyorum.
Gitgide inanmak saadetinden uzaklaşıyorum. Gitgide yalnız kalıyorum. Ama ne kadar yalnız!.. Ne tarafa dönsem, içimde kaynayan şeyleri dökmek için tarafa koşsam bir duvarla karşılaşıyorum. Günden güne hiç anlaşılmadığımı anlıyorum. Hiç anlaşılmadığımı, hiç…
Kime içimi dökebilirim? Beni senin kadar çok kim dinledi? Benim içimin dalgalarını senin kadar kim bilir? Ve ben senden başkasına kendimi anlatırken anlaşılacağımdan bu kadar emin olabilir miyim? Seninle aramızda adeta hususi ve başka bir lisan teşekkül etti gibi geliyor bana… Sana çok dargın olduğum halde..