Doğan Akın

Doğan Akın

9.2/10
10 Kişi
·
15
Okunma
·
0
Beğeni
·
457
Gösterim
Adı:
Doğan Akın
Unvan:
Türk Gazeteci
Doğum:
Ankara, Türkiye, 1964
Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni bitirdi. Gazeteciliğe, 1987 yılında Cumhuriyet Ankara Büro-
su’nda başladı. Gece muhabirliği, belediye muhabirliği, siyaset muhabirliği, Başbakanlık muhabirliği ve par-
lamento muhabirliği görevlerinin ardından Cumhuriyet Ankara Haber Müdürlüğü’ne getirildi. 1997 yılında
Milliyet Dergi Grubu Ankara Temsilcisi oldu. 1998’de Milliyet Gazetesi Ankara Haber Müdürlüğü’ne, 1999’da
Milliyet Haber Merkezi Müdürlüğü’ne getirildi. Milliyet Haber Merkezi’ni sekiz yıl yönettikten sonra 2008’de
Doğan-Burda Dergi Grubu Yayın Direktörü oldu. Grubun ilk haber portalı Tempo24’ü kurup yayına geçirdi. 1
Eylül 2009’da bağımsız internet gazetesi olarak kurduğu T24’ün yayınına başladı. Yaptığı çalışmalar, 1993-
2011 yılları arasında, Sedat Simavi Vakfı, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, Çağdaş Gazeteciler Derneği, Bülent
Dikmener, Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik haber ödüllerine değer görüldü. “Uçuran Holding – Tansu Çil-
ler’in Can Sıkıcı Belgeseli” ve “İki Gözüm Ayşe-Sabahattin Ali’nin Yayımlanmamış Mektupları” adlı iki kitabı
yayımlandı. Halen, imtiyaz sahibi olduğu T24’ün genel yayın yönetmenliğini sürdürüyor.

Video
Asıl aradığımı, o mükemmel ve hiç noksansız şeyi, o mahz güzel şeyi bulamıyorum, hatta bunun ne olduğunu bile kestiremiyorum. Bildiğim bir şey, her istediğim ve koşup atıldığım şeyi elime alınca: Hayır, bu değildi dediğimdir... Dünya çok güzel, muhakkak... Dünya çok enteresan, bu da muhakkak... Fakat ben bir türlü "buranın malıyım!" diyemiyorum.
Sen aklıma gelince her şey gülümserdi.
Ağaçlar şarkı söyler, rüzgar tatlı eserdi.

................................................................

Sen benim sevgilimsin, sevsen de sevmesen de,
Aradığım yerlere benzeyiş buldum sende.
Doğan Akın
Sayfa 57 - Bilgi Yayınevi
Hapishane Şarkısı 5

Başın öne eğilmesin,
Aldırma gönül, aldırma!
Agladığın duyulmasın,
Aldırma gönül, aldırma!

Dışarıda deli dalgalar
Gelip duvarları yalar;
Seni bu sesler oyalar,
Aldırma gönül, aldırma!

Görmesen bile denizi,
Yukarıya çevir gözü:
Deniz gibidir gökyüzü;
Aldırma gönül, aldırma!
Sakın darılma iki gözüm Ayşe'ciğim, ben hatun kişilerin, hatta senin kadar akıllı olanların bile aklından şüphe ederim.Yarın öbür gün kalkar bir serseme varırsınız, insanın yüreği yanar.
Doğan Akın
Sabahattin Ali - İki Gözüm Ayşe
Zaten benim kafam bir dünya gibi, her an içimde bir adam, bir başka adam doğuyor, yasıyor, ölüyor ve bir başkası doğuyor... Ve ben, asıl ben, bu doğup ölen adamların kafalarındaki silik bir hatıra gibiyim, hepsinde aynı olan bir hatıra... Ben hep böyleydim. Yalnız etrafıma kendimi oyalayan bağlarla bağlanırdım. Buradaki yalnızlık, mutlak bir dimağ yalnızlığı, beni kendi kendime bıraktı ve ben içimi seyretmeye alıştım, kendimi artık kandıramıyorum ve hep kendi kendime soruyorum: "Beni bu dünyaya bağlayan nedir?"
Yarın nasıl yok oluvereceğimizi adamakıllı, külahımızı önü­müze koyarak bir düşünsek bugün sadece nefes almanın bile ne büyük saadet olduğunu idrak ederiz.
Doğan Akın
Sayfa 102 - Bilgi Yayınevi
Hiçbir şeye ısınamıyorum, hiçbir şeye dört elle sarılamıyorum. Mütemadiyen içimde bir misafirlik hissi var, etrafımdaki hiçbir şeye ve hiç kimseye alıcı gözüyle ve sahiden alakadar olarak bakamıyorum. En kendimi vermiş göründüğüm ve bazen sahiden inanır gibi olduğum şeyler: Sanat, dostluk, aşk, hakikat halde, bir şey arayan ve aradığını asla bulamayan kafamın oyalanmak için sarıldığı şeyler.
Sen orada ararsan belki dilinden anlayacak bir kişi bulursun, fakat burada bir tane bile adam yok. Ben nasıl bibliyoman olmam sonra…
Kitap, Sabahattin Ali'nin Ayşe Sıtkı'ya mektupları adını taşısada, mektuplarla birlikte yaşadığı dramları yazdığı kitapların hikayelerini, şiirlerini ve faili meçhule kurban giden hayatını anlatıyor.

Ayrıca kitap, yüreği birbirine değmiş üç güzel insanın arkadaşlıklarından da bahsediyor.Sabahattin Ali-Nazım Hikmet ve Aziz Nesin.Üçüyle aynı masada oturduğunuzu düşünsenize.

Hayatı sıkıntılarla geçmiş, yokluk, aşk ve gurbet acısını çekmiş bir adam Sabahattin Ali.Yaşadıklarına üzüldüm ama bunları yaşamasaydı da bu güzel edebi eserler cıkmazdı galiba. Mesela aşk acısı cekmese Kürk Mantolu Madonna'yı, hapislerde yatmasa Aldırma Deli Gönül Aldırma'yı bilemeyebilirdik.

Türkiye'nin ilk faili mechul cinayetinin kurbanıdır Sabahattin Ali.1948'in bahar ayında genç sayılacak bir yaşta öldürülmüştür. Ve aşağıdaki şiirinde kötü sonunu görmüş gibidir.
Göklerde kartal gibiydim,
Kanatlarımdan vuruldum,
Mor çiçekli dal gibiydim,
Bahar vaktinde kırıldım.

Sabahattin Ali seven biri olarak ben kitabı beğendim.Okumak isteyenlere tavsiye ederim.
Türkiye’nin ilk faili meçhul cinayetinin kurbanıdır Sabahattin Ali ne yazık ki. Ve ne yazık ki arkası gelecektir bu cinayetlerin.

Kitabı okumadan önce Sabahattin Ali’nin Ayşe Sıtkı’ya aşık olduğunu ve bu mektupların aşk kokan mektuplar olduğunu düşünmüştüm. Oysaki bu mektuplarda biraz aşk, çokça dostluk var. Sabahattin Ali bazen aşkını itiraf ediyor hatta evlenme teklif ediyor bazende iyi bir koca bulup evlen diyor Ayşe Sıtkı’ya. Ve bir gün Ayşe Sıtkı’dan önce evleneceğim diyor ve evleniyor. Bu mektuplar çokça da mahpus bir adamı dünyaya, yaşama bağlayan mektuplar. Dışardan bir ses duymanın içeridekiler için ne kadar mühim olduğunu anlıyoruz bu mektuplardan. Yani oldukça hayati öneme sahip mektuplar.

Ve Sabahattin Ali’yi en iyi bu mektuplardan tanıyabiliriz sanırım. Onun melankolik olduğu kadar şakacı, ölmek isteyen biri olduğu kadar yaşamada bağlı biri, her an aşık olabilecek biri olduğu gibi evlenmeyi ciddi bir konu olarak gören, insanların onun hakkında ne düşündüğünü merak eden, yeşil mürekkep seven, eleştiriyi pek sevmeyen, eleştirmenleri gereksiz bulan, Ankara sevmez Aydın sever biri olduğunu satır aralarında okuyabiliriz.

Ve Ayşe Sıtkı’ya da daha az mektup yazdığı için kızmamak elde değil, mahpus olan bir adamın dünyayla tek bağlantısının mektuplar olduğunu düşünürsek, o bir yazarken Ayşe Sıtkı’nın iki üç yazması gerekirdi diye düşünüyorum.

Son olarak; Sabahattin Ali’nin peşini bırakmayan kötü talihini ondan yıllar önce aynı kara bulutla dolaşmış Halid Ziya Uşaklıgil’in oğlu Vedad’la benzeştirdim. Okumayanlar için Bir Acı Hikaye’yi de öneririm.

Yazarın biyografisi

Adı:
Doğan Akın
Unvan:
Türk Gazeteci
Doğum:
Ankara, Türkiye, 1964
Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni bitirdi. Gazeteciliğe, 1987 yılında Cumhuriyet Ankara Büro-
su’nda başladı. Gece muhabirliği, belediye muhabirliği, siyaset muhabirliği, Başbakanlık muhabirliği ve par-
lamento muhabirliği görevlerinin ardından Cumhuriyet Ankara Haber Müdürlüğü’ne getirildi. 1997 yılında
Milliyet Dergi Grubu Ankara Temsilcisi oldu. 1998’de Milliyet Gazetesi Ankara Haber Müdürlüğü’ne, 1999’da
Milliyet Haber Merkezi Müdürlüğü’ne getirildi. Milliyet Haber Merkezi’ni sekiz yıl yönettikten sonra 2008’de
Doğan-Burda Dergi Grubu Yayın Direktörü oldu. Grubun ilk haber portalı Tempo24’ü kurup yayına geçirdi. 1
Eylül 2009’da bağımsız internet gazetesi olarak kurduğu T24’ün yayınına başladı. Yaptığı çalışmalar, 1993-
2011 yılları arasında, Sedat Simavi Vakfı, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, Çağdaş Gazeteciler Derneği, Bülent
Dikmener, Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik haber ödüllerine değer görüldü. “Uçuran Holding – Tansu Çil-
ler’in Can Sıkıcı Belgeseli” ve “İki Gözüm Ayşe-Sabahattin Ali’nin Yayımlanmamış Mektupları” adlı iki kitabı
yayımlandı. Halen, imtiyaz sahibi olduğu T24’ün genel yayın yönetmenliğini sürdürüyor.

Video

Yazar istatistikleri

  • 15 okur okudu.
  • 28 okur okuyacak.