- Bir de Cenk Bey, sabahleyin kalktık, kapımızı açtık, bir de ne görelim, kapımızın önünde bir solyangaz!
- Solyangaz kapıyı mı çalmış?
- Ben sık sık karşılaştığım bu durumlarda, genellikle güzel bir voleyle kendisini 500-600 metre uzağa gönderiyorum. Fakat birkaç sene sonra tekrar geliyor. Sanırım beni sahibi zannediyor.
- Sahibi değil de annesi zannediyor olabilir Erdem Bey, zira siz ona uçmayı ögretiyorsunuz.
- Kendisine uçmayı böyle bir tekmeyle veya bir tepikle ögretmem de beni bir an güldürdü.
- Çok hunhar bir annesiniz Erdem Bey. Sizi Savaş Ay'a söyleyeceğim, gelsin konuşsun sizinle. Ekranda ağlayın filan.
- Savaşaya hayır Cenk Bey!
- Peki bir köpeğe komut öğreteceğimiz zaman, 'file'dan 'save as'e mi geliyoruz?
- Save as'e komutuna öğrettikten sonra geliyoruz. Başında save edecek ne var ki Erdem Bey?
- Ondan sonra...
- Save eyle sen gümbürtüyü...
- Peki köpekler bizim komutlarımızı nasıl öğreniyorlar? Gel, git... Med, cezir...
- Yani enter, space falan gibi mi?
- Hayır, enter space değil, Cenk Bey, Enter Sandman...
"Benim daha güzel bir anım var Cenk Bey. Böyle ortasında refüj bulunan ve karşılıklı gidiş geliş olan bir yolda, yine karşıya geçiyordu yaya... benim bir vurmamla Cenk Bey karşıdaki arabaya gitti, o da bana vurdu, tekrar yaya bana geldi... İnanır mısınız yani, valeybolun böylesi..."