Nefret ettiği bir bedene, nefret ettiği bir geçmişle kıstırılmış olduğunu ve ikisini de asla değiştiremeyeceğini hatırlayacak. Daralarak, nefretle, acıyla ağlamak isteyecek ama Luke Birader ile olanlardan ve bir daha ağlamamaya yemin etmesinden sonra hiç ağlamadı. Hiçbir varlığı olmadığı, meyvesinin çoktan kuruyup çekildiği, şimdi lüzumsuzca tangırdayan bir gövdeden ibaret olduğu dank edecek kafasına. En mutlu anlarında da, en feci dakikalarda da vücudunu saran tiksinti titremesini, ona sen kimsin ki bu kadar insana rahatsızlık veriyorsun, kendi bedenin dur dediği halde ne hakla devam etmeye yelteniyorsun diye soran ürpertiyi hissedecek.
Birtakım şeyler kırılır, bazen kırılanlar onarılır, fakat çoğu durumda fark edersin ki kırılan ne olursa olsun hayat o kaybı telafi etmek için yeniden şekillenir, bazen de muhteşem olur bu şekilleniş.