Kitap, demokrasinin görünürdeki işleyişini sorgulayan, iktidar–birey ilişkisini çarpıcı bir alegori üzerinden ele alan sarsıcı bir metin.
Yazar, Körlük romanında “görememe” hâliyle insanlığın ahlaki çöküşünü anlatırken, Görmek’te bu kez “görmeye başlayan” bireyin sistem için neden tehlikeli olduğunu gösterir.
Roman, bir ülkede yapılan genel seçimlerde seçmenlerin büyük çoğunluğunun boş oy kullanmasıyla başlar. Bu durum ilk bakışta pasif bir protesto gibi görünse de, devlet için ciddi bir tehdit hâline gelir. Hükümet, bu “anlamsız” görünen davranışın arkasında bir örgüt, bir lider ya da gizli bir plan arar. Çünkü iktidar için asıl korkutucu olan şey, örgütsüz ama bilinçli bir halktır.
Saramago, olayları adım adım büyüterek devletin nasıl paranoyaklaştığını, iktidarın arka yüzünün korkunçluğunu, demokratik söylemlerle baskıcı uygulamaların nasıl yan yana yürütülebildiğini gözler önüne serer. Seçim gibi demokrasinin temel bir aracının, iktidar tarafından nasıl yalnızca “kontrollü” olduğu sürece kabul edilebilir bulunduğunu anlatır.
En sarsıcı yeri asla İstenmeyen bir sonla bitmesi bence.Körlükten sonra mutlaka okunmalı diyorum.
Saramago, bu eserinde şunu sorar:
Gerçekten özgür müyüz, yoksa sadece bize sunulan seçenekler arasından mı seçim yapıyoruz?