Bunu henüz bilemem, belki de hiç bilemem, ben ne oyum, ne onun yaşadıklarını yaşadım ne de oturmadığım bir evin penceresinden bakmaya hakkım var, hayat onun eviydi, penceresinden gördüğü her sey de ona doğru olabilirdi, çok haklıydı yani
Başsağlığı dileklerini kabul ederlerken cenaze aracı yanaşıp bir tabut bırakır. Toplanırlar başına. Sonra başlarını çevirirler. Görmezden gelmek isterler. Hiç olmamış gibi davranmak. Hiç ölmemiş gibi yapmak isterler.
Ölü sesini çıkarmadan öylece durur. Önceden söyledikleri yetmiştir. Ne derlerse yapar. Hiç itiraz etmez.
Kalbimin kıyısında kurulmuş salıncaklar var. Bacaklarını ileriye doğru uzatan bir kız çocuğu çok hızlı sallanırsa ayak uçlarının bulutlara değeceğine inanıyor. Sabahları gülümseyerek uyanıyor