Sen kendini seviyor musun? Bu dünyayı seviyor musun? Bir armağan olan bu güzel hayatı seviyor musun? Bu armağan sana sen daha hazır bile değilken verildi, onu hak edecek, ona layık olacak bir şey yapmadan. Eğer bu sana yaşamını vermiş olan, her an hayat verip beslemeye devam eden bu varoluşu seviyorsan cesaretin olur. Ve bu cesaret sayesinde ulu bir Çınar ağacı gibi dimdik ve yalnız yükselirsin. Yükseklere, ta yıldızlara, ama tek başına.
Yalnızlıktan kurtulmak için girilen her çaba bugüne dek boşa çıktı ve bundan sonra da çıkacaktır, çünkü hayatın temellerine aykırıdır. Sana gereken, yalnızlığını unutturacak bir şeyler değil. Sana gereken bir gerçeğin, yani tek başınalığın farkına varmandır. Ve bunu yaşamak öyle güzeldir ki, çünkü bu sana kalabalıktan ve hayatındaki kişiden özgür kalmanı sağlar. Yalnızlık korkunu yenip seni özgürleştirecek olan budur.
Kendi yalnız başına halin ile aynı frekansı geçtikten sonra dışarısıyla ilgilenebilirsin; o zaman ilişkilerin sana büyük keyif verecektir çünkü onları yalnızlık korkusundan kuramazsın. Tek başınalığını keşfedince yaratıcı olursun, birçok işi birden başarabilirsin, çünkü bunları yaparken kendinden kaçıyor olmazsın. Kendini ifade ediyor olursun; artık bu senin potansiyelinin dışavurumu haline gelir.
Ömer Hayyam, “Ben kendim olmaya devam edeceğim. Din adamlarına ve vaazlara kulak asmayacağım çünkü Tanrı’nın sevgisinin yeterince büyük olduğuna inanıyorum; onun sevgisinden daha büyük bir günah işleyemem.”