Herkes aynı gemide başka bir yola gider
herkes aynı gemide başka bir denizi geçer
mavisi başka , rüzgârı başka, kıyısı başka,
kendinden çıkıp varmak için bir başkasına,
olmak istediği kendisini görmek için insanın
vurması kendinden başka bir kıyıya...
Her başlangıçta dünya bir kez daha yeni,
yeni senden başkası değildir, denizler değişir,
dünya değişmez yalnız, umudun değiştiği görülmemiştir
umuttur çünkü asıl mavi açık deniz umuttur
gemisi hayatın, yelkenin rüzgârı ve köpüğü
dalgaların, umut o hep yeni en eski deniz feneridir
ışığıyla yeniler, tazeler, besler suları, yolcuları, gemileri,
sanki denizlere de umut olduğu için var gibi
denizler olduğu için mavi, mavi olduğu için düşler,
belki de denizlerdir gerçek yeni dünya
başka neyin kıyısı var ki umuda
ve umuttan başka çıktığımız bir mavi var mı karada?
Bazı eski güller var çok kırılmış güller
Biz sesimiz iz yapmasın diye
Onların yanında konuşmuyoruz
Hatta bakışmıyoruz bile
Gözlerimiz birbirine değer de kırılır diye
O güller gözlerimizin gürültüsünden
Onlar da açmıyor bizim yanımızda
Utandıklarından değil
Utanmayı bilmez güller mahçup olurlar yalnızca
Hem yüzlerini kızartacak ne yapmış olabilirler ki
Mahcubiyetten solgun o eski güller...
Denizin geceyle yıkandığı gibi
iyidir dünyanın da güneşle yıkanması
kahkahanın gökyüzü oluşuyla
günışığının gülüşlü olması
adımda doğmayan güneşin
adımda batması
iyidir
yine
de