Ona kalbini kırması için gereken tüm izinleri verdiğini düşündün. O şahaneliğe çamurlu ayaklarıyla girip ortalığı savaş alanına çevirmesine. Atını bağladığın tüm ağaçları kökünden sökmesine. Ama bunu sadece onun elinden kedere bile razı olduğun için yapıyordun. Çünkü insanın bazen narin boynunu uzatıp birinin keskin kılıcının önüne, ölüme bile karşı gelemediğini iyi biliyordun.
Kadın olmak sabretmek, sineye çekmekti. Kol kırılır yen içinde kalırdı. Bu zamanda çoluk çocukla nereye gidilirdi. Dışarısı kurtlar sofrasıydı. Her gün gazetede neler okuyorduk. Başımızda illaki biri olsundu. Sırf bu yüzden bir kadının annesini değil babasını kenara çekip "Ben boşanıyorum" demesi dönemin en mugayir tavrıydı.