Umut Çöpoğlu

Umut Çöpoğlu
@_Umutlubir_umut
Kuvva, bire kadar kırılmadıkça bu memlekette umut tükenmez. Kemal Tahir
Kardeşler Birbirini Öldürdü
12 Eylül öncesinde 5 binin üzerinde çocuk birbirini öldürdü. Bu toplum bugün bunu unutuyorsa, bu toplumla hesabım olmaz, biz bu toplumu bırakıp gidelim.
Sayfa 67
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Biz Birbirimizin Aynısıyız
Ama bir zaman sonra İngilizler geldiler dediler ki "siz Fars'sınız" bize geldiler dediler ki, 'siz Ergenekondan çıktınız' bir etnik kavme gönderme yaptılar. Bizde kandık ve inandık. Sonra hepimiz milliyetçi sınırlarla mayınlarımızı döşedik, binlerce yıl birbirine karışan insanlar, artık birbirinin yüzüne bakmamaya, hatta düşmanlıklar edinmeye başladı. Aynı kültür, aynı makam vardı oysa. Mısır'da da İran'da da aynı saz aynı ut çalınıyor. Aynı ilahileri dinliyoruz ve aynı pazarlarda karışmışız birbirimize. Batının tanımları ve tarifleri, yüzyıl içeresinde bizi milli kafeslerin içine doğru sürükledi. Bu, sadece burada oluşmadı. Bu düşmanlaştırma din de kültürde de olustu. Bizi, kargalar gibi ayrı kafeslere koydular. Tarihsel dökümanlar, belgeler bulup bunlarla düşmanlığımızı daha da pekiştirdiler. Saddam'a da "siz Hammurabisiniz, Mezopotamyasınız, Asursunuz" demeye başladılar. Yani Müslüman kardeşlerine uzak bir din oluşturmaya başladılar. Bu formülde tuttu.
Sayfa 33 - Nihat Genç
Medya Dikdatörlüğü
Aynı şey Karadeniz otoyolu için geçerliydi; çünkü bu yol, tarihimizin en büyük projelerinden biriydi, maliyeti 35 milyar dolar ve müteahhit firmaların baskısıyla tam on yıl, yani yol yapılıp bitirilene kadar bu yol hakkında haber yapılmadı. Sadece bu sütunda söyledik, coğrafyaların en güzel parçası Karadeniz sahili bir cetvel gibi dümdüz edildi, yüzlerce küçük koy iptal edildi ve onlarca yıl medya sustu. Medya ne zaman konuşmaya başladı, yol bittikten sonra, artık zaten dağlar yıkılmış, koylar asfalt betonla kaplanmış, şimdi konuşmaya ve yazmaya başladılar. Bu büyük yolsuzlukları gizlemek başarısı medya dikdatörlüğü gösterir. Ve zavallı halkın onlarca yıl sesini çıkartmadığını gösterir ve alçakların hırsızların ne kadar büyük devasa bir güçle bu ülkeyi sindirdiğini, kırbaçladığını, soyduğunu gösterir
Sayfa 148·Kitabı okudu
Türkiye de İmtiyaz Tatlılığı-2
Bu mekanizma ile hukuk, devlet devre dışı bırakılır. Orada yaşayanlar jandarma komutanı, başhekim, belediye başkanı, imtiyazlı işadamlarının şahsi gayretleriyle yapılan bir "kıyakla" yaşarlar. Yani, torpille adamını bulmayla. Yani doktorun oğlu mahkemelik olmuşsa, doktor hakime gebe kalmış demektir, yarın da hakimin doktorluk işi olur, bu hukuk dışı devran döne döne sürer. Şahsi referanslarla hukuk devreden çıkarılır. Bu tuhaf informel örgütün gücü hukuktan devletten büyüktür, çünkü aynı işleri hukuk ve devlet bu kadar hızlı çözemez, hastanelerde çürütmek mahkemelerde sürünmek kimse istemez.. Hakimle başkanla işadamıyla komutanla kurulmus şahsi bağlantılarla devlet yönetilir. Ne çok bağlantınız varsa işleriniz o denli hızlı görülür. Bu toplumda hukukun eşitliğin yurttaşlığın kimliğiyle değil, bağlantılarınızın gücüyle yaşarsınız. Neden? Çünkü mevzuat yönetmelik hukuk, insanı zora sokan çetrefilli girift, ayrıntılı ve lüzumsuz yönetmelikler, ağır ve hantal bir bürokrasi inşaa etmiştir. Bu ağır ve hantal mevzuat, içinden çıkılmaz yasalarla kördüğüm olmuştur. Batıdan aldığımız hukuk, yüzlerce yıldır, hukuk, mahkeme, hastane, tapu, nüfus, insanımızı öyle yordu öyle uğraştırdı ki canından bezdirdi, artık hukukla iş yürütmek mümkün değil.
Sayfa 136 - Nihat Genç- Bir Millet Uyanıyor·Kitabı okudu
Türkiyede İmtiyaz Tatlılığı-1
Her belediye cenazenizi hukuki bir görev olarak kaldırmak yani yıkamak, mezar bulundurmak zorunda. Ancak bu normal prosedür çalışmaz. Cenazeniz ortada kalacak, görevliler geç gelecek, ambulans bulunmayacak, mezar yeri asla bulunmayacak, defin kağıtları imzalanmayacak gibi bir yığın endişe ve panik yaşatılır size. Ve hepsini tanıyan bir ileri gelen girer ve tüm bunlar lütufmuş gibi yapılır. Yani hukukla, eşitlikle, yurttaşlıkla değil, sadece imtiyazlı birinin telefon emriyle ayarlanır. Böylelikle belediyenin vatandaşa kanuni bir hizmeti şükrana, bir yardıma, bir iyiniyete dönüştürülür, sizde bu sisteme "gebe" kalmış olursunuz, yarın da onlar bir iş için size gelir.. Hukukla değil "el becerisiyle" Bu inanılmaz şekilde çalışan mekanizma mahkemelerde işler, tapu dairelerinde işler, nüfus müdürlüğünde işler, milli eğitimde işler, yurttaş ilişkileri birilerinin el yordamı, inayeti, imtiyazıyla çözülür.
Sayfa 136·Kitabı okudu