Neler olduğunu biliyor muydu, kendisine söylenenleri hatırlıyor muydu, özgürlüğüne kavuştuğunu biliyor muydu, bunlar en bilge aklın dahi cevap veremeyeceği sorulardı.
Mutsuz ve biçare gözlerin arasında hâlâ ateşli bakanlar da yok değildi; ayrıca içlerindekini bastırmaya çalışırken dudakları sıkılmaktan bembeyaz olanlar da vardı; çatılmaktan kıvrım kıvrım olmuş alınları, günün birinde ya mağduru ya da efendisi olacaklarını hayal ettikleri bir idam ipini andıranlar da.