Üslubunuz kişiliğinizi yansıtır.
İnsanları anlamaktan vazgeçeli çok oldu
Hazinelerim altı çizili cümlelerim
~~~~
Sahip olamadıklarımıza üzülmek yerine
Sahip olduklarımıza şükretmek her zaman en iyi yoldur.
Beni sorarsan
Bildiğin gibiyim işte
Az uyuyor
Çok şarkı dinliyorum.
Kitaplar diziyorum odamın raflarına
Sonra birini alıp okuyorum
Altını çiziyorum yüreğime dokunan yerlerinin. Bi kahve yapıyor pencereye yaklaşıyorum Serçelere ekmek ufalıyor,
Süt bırakıyorum kapı önündeki kedilere.
Elmalı kurabiye yapıyorum kalp şeklinde.
Çaya şeker katmıyorum uzun zamandır
Tatsız herşey anlayacağın ..
Bir battaniyeye sarılıp film koyuyorum dvd ye. Filmde konu yine aşk Kadın ağlıyor aglıyor Arkasından bakakaldığı hayırsız bir adam için Bildik hikayeler işte..
Bazen uyuyakalıyorum kanepede
Yagmurun gürültüsüne uyanıyorum
Ya da çalan bir telefon sesine.
Şimdilik böyle buralar
Sessiz sakin kimsesiz
Geçecek biliyorum geçecek elbette
Yani demem o ki,
Herşey bildigin gibi işte..
İnan Durak Taş
Ah annem! İyi niyetlim, kuş yüreklim. Çırpınışın reva mıdır yükü dünyadan ağır ömrüne. Kime yarandı çabalayan ellerin. Gözlerindeki inci tanelerini kimler için heba ettin, bi düşünsene. Oradan oraya koşturdun da Şöyle bir uzanıp yatmadın hasta olduğunda bile. Ah annem! Merhametlim, yufka yüreklim. Mahallenin kedisinin açlığını dert ederdin kendine. Sabahın ilk ışıklarıyla uyanıp, herkesten sonra uyurdun. Fedakarlık sendeydi, vefa sende. Sırtını ısıtan bir soba kadar olamadı dost sandıkların "Olsun" derdin hep "olsun insanlık bende kalsın" Ah annem! Pamuk yanaklım,cennet bakışlım. Kimseler anlamadı teki kalmış fincanını, Rengi solmuş ve tüyleri çoktan dökülmüş halını. Dedemden kalma köstekli saati, Atmadın, attırmadın yıllarca Eskisi olmayanın yenisi olmaz der dururdun ya hani. Cefayı da gördün, yokluğu da. Bir kat yorgan, bir tahta sandıkla Çocuk yaşta düştün gurbetin kucağına. Oyun oynayacak çağda, kucagında kundaklı bebekler. O yana bu yana savruldun hayat rüzgarında. Ah annem, temiz yüreklim Nasıl da şefkatli bakıyor bilsen gözlerin Kimsenin bilmediği gün ışıgına çıkmamış sözlerin. Bilsem hepsini bi yere not ederdim.. Ah annem, kıymetlim. Saçlarından güller saçılır, yüzünde hep nur Ne desem az gelir seni anlatmaya Bir melek ki her gün kanadına ben mecbur Varsa bir cennet, koynunda saklı durur...
İnan Durak Taş
“Ne güzelmiş
Çekirdeği bardak hesabıyla aldığımız günler
Bakkaldan tabakla reçel aldığımız
Yarısını döke döke yediğimiz yoğurtlar.
Teneke kutularda buram buram kokan biskivüler , gofretler..
Çayı, şekeri istemekten utanmadığımız...
Kimseyi evindeki eşyaları için küçümsemediğimiz
Dört, beş kardeşin aynı tabaktan yiyip kolay kolay hasta olmadığı zamanlar
Komşu amcadan azar işitip
Öğretmenden sıra dayağı yediğimiz
Mızıkçılık yapanla küsüp
Ertesi gün unutarak el ele oyuna daldığımız zamanlar
Gamsız , dertsiz ,tasasız
Hepimizin biz gibi olduğu
Herkesin herkes gibi olduğu zamanlar...”
İnan Durak Taş
Millet sizi iyi bir öğrenim gördükten sonra , bir maaşa konasınız ; akşamları kahvelerde iskambil veya domino masasının başına geçip eğlenesiniz diye okutmamıştır.