Bu toz zerresinden de küçük yuvarlakta yaşayan minik yaratıklar nasıl da birbirini yiyor: Savaşlar, cinayetler, işkenceler, kıskançlıklar, dedikodular, para kazanma hırsları hepsini gırtlak gırtlağa getirmiş. Her biri kendini evrenin merkezi ve yaşama süresini sınırsız sanıyor.
Gövdesi anormal bir biçimde büyürken beyni mercimek kadar kalan, o mercimeği de kaba komedilerle, iğrenç bir müzikle, internet küfürleriyle, lümpenlikle, argoyla, uyuşturucuyla işlemez hale getiren bir kuşağın dramıdır bu.
Ve bu dram, Türkiye'nin geleceğini tehdit etmekte.
Devlet eğer yurttaşların yaşamını kolaylaştırmak yerine onlara hayatı zehir etmek için başlarına dikilmiş ceberut bir yönetimse, ne saygınlığı kalır ne de güvenilirliği.
Şiddet eğilimi taşıyan gençlerin içinde yaşadığı ortamı düşünün: Küçük yaştan başlayan, "Sen erkeksin, sen yiğitsin", "Hadi göster oğlum pipini", "Hadi bir küfür et amcana" sapıklıkları, kadınlara marazi bir tutku ve öfke karışımıyla bakan yaban bir erkek dünyası, nezakete, insancıllığa, kültüre bir hiç önem vermeyen, hatta bu değerleri aşağılayan nihilist bir ortam.