Bundan böyle yaşam, bir o yöne bir bu yöne yapılan sonsuz bir yürüyüşün, isimsiz benlik'le dünyanın her yerde atan kalbi arasındaki ahengi resmettiği gezginliğe adanır.
Oysa biri olmak, boynumuza ağır ve aptalca bir kurgu zincirleyen (bizi benlik tasvirimize sadık kalmaya zorlayan) toplumsal bir zorunluluk değil midir? Yürürken biri olmama özgürlüğünü yakalarız çünkü yürüyen bedenin tarihi yoktur.