Gençliğimizde, der Schopenhauer, gelecek yaşamımız üzerine düşünürken tiyatroda perdenin açılmasını bekleyen çocuklar gibiyizdir. Yerimizde neşeyle oturur ve hevesle oyunun başlamasını bekleriz. Neler olacağını bilmemek bir lütuftur. Olacakları öngörebilsek, çocuklar bazen günümüze ölüme değil de hayata mahkum edilmiş ama cezalarının ne anlama geldiğinden bihaber esirler gibi görünürdü.
Felsefe kitaplarının içeriksek yoğunluğu gözümü hep korkutmuştur. Her defasında kaçırdığım bir fikir bir anlam olduğunu düşünürüm. Varoluşçular Kahvesi içerik olarak felsefe temeli isteyen bir kitap, durup anlayarak dinlenerek okunması daha sağlıklı sanırım. Felsefe severler için yazarları yakından tanımak hayatlarını izlemek adına çok güzel bir çalışma olmuş. Kitapta en keyif aldığım konulardan biri yazarların hayatlarının içine dahil olabilmekti ve yaşadıkları hayat deneyimlerininin fikre dönüşmesi en can alıcı kısmı ise değişen hayat dengesinin kendi yazılarında ve fikirlerinde bu değişimin gözlenmesiydi. Zor bir kitaptı ama güzeldi.