Dünyanın nasıl meydana geldiği sorusuyla ilgilenmiyordu. Çünkü o devamlı olarak dünyada nasıl en iyi şekilde yaşanabileceği sorunuyla uğraşmaktaydı. Dedelerinden, toprağı süren bütün insanların sahip olduğu güçlü inancı, hayvan ve bitki aleminde nasıl hiçbir şey yok olmuyorsa, her şey devamlı olarak değişiyors, gübre hububat tanesine, taneler, kümes hayvanlarına, kurbağa yavrusu kurbağaya, tırtıl kelebeğe, meşe palamudu meşeye dönüşüyorsa, insanların da yok olmadığını, sadece değişikliğe uğradığını öğrenmişti. Buna inanıyor ve bu yüzden her zaman cesaret hatta neşeyle ölümün gözünün içine bakıyor insanı ona götüren acılardan korkmuyordu.