"Ama susmayı tercih ederim. En azından kalabalık içindeyken. Dili işleyenin eli işlemez. Bu zor günlerde on düşünüp bir söylemek, kiminle konuşacağımızı bilmek, her an ne istediğimizi, nereye gittiğimizi hesaplamak gerek. Hâlâ her şey mümkün, hiçbir şey kaybedilmiş değil. Dayanışma içinde olmak koşuluyla. Ve de ihtiyatlı."
Bir başkası olsa, derler ya, " içini döktüğü için" rahatlardı... Ben rahatlamadım! Öfkeliydim, kendime karşı öfkeliydim. Bana hep böyle olur. Kelimelerin tadını unutacak kadar uzun süre susarım ve birden bent yıkılır, içimde ne varsa, tuttuğum ne varsa boşaltırım, bitmez tükenmez bir gevezelik başlar; daha çenemi kapamadan pişman olmuşumdur bile.