"Şurası kesindir ki ahmaklık, entelektüel bir kusurdan ziyade ahlaki bir kusurdur. Ahmaklığı su götürmez gayet zeki insanlar olduğu gibi, ahmaklıktan son derece uzak düşük zekalı insanlar da vardır... Ahmaklığın sosyallikten uzak ya da yalnız yaşam süren kimselerde, sosyalliğe meyilli ya da mahkûm bireylere ya da gruplara kıyasla daha az yaygın olduğunu da gözlemleyebiliriz. Buradan hareketle, ahmaklığın psikolojik değil sosyolojik bir sorun olduğu ortaya çıkmaktadır... Daha yakından incelendiğinde ister siyasi ister dini olsun her türlü şiddetli devrimin insanlığın büyük bir kısmında bir ahmaklık patlamasına yol açtığı görülecektir. Aslında bu neredeyse psikolojik ve sosyolojik bir yasa gibidir. Birinin gücü diğerinin ahmaklığına ihtiyaç duyar...
Ahmak bir lanet altındadır, gözleri kör edilmiştir, insaniyeti paçozlaştırılmıştır ve sömürülmektedir. Bir kez iradesini teslim edip salt bir araç haline geldiğinde, ahmağin başvurmayacağı hiçbir kötülük yoktur, ancak bunların kötü olduğunu her zaman anlayamaz...
Ancak tam da bu noktada ahmağın eğitimle kurtarılamayacağını anlarız. Onun ihtiyacı olan şey kefarettir, başka hiçbir şey yoktur. Onu akılcı argümanlarla ikna etmeye çalışmanın dünyevi bir faydası yoktur...
Uzun vadede esas önemli husus, yöneticilerimizin insanların ahmaklıklarından mı yoksa bağımsız yargılarından ve kurnazlıklarından mı daha fazla kazanç elde etmeyi umduklarıdır."