Ancak ne yazık! Amacımıza ulaştığımızda, bize eskiden uzak olan şeyler yakınlaştığında, her şey birden bire değişiveriyor. Kendimizi her zamanki gibi kısıtlanmış ve çaresiz hissediyoruz. Ruhumuz, o eşi olmayan mutluluğa ulaşmamıza engel oluyor.
Dur durak bilmeden gezen seyyah bile sonunda kendi topraklarına, yuvasına dönüyor. Mutluluğu eşinin göğsünde, çocuklarının etrafında, onlara destek olmak için çalışmakta buluyor ve anlıyor ki dünyayı gezerken aradığı saadet boşunaymış.
Buradaki insanların nasıl olduğunu sorarsan; her yerdeki gibi derim. Oldukça sıradanlar. Zamanlarının büyük kısmını çalışarak geçiriyorlar. Yaşamak, nefes almak için ellerine kısıtlı zaman geçtiğinde ise bu, onları korkutuyor ve bundan kurtulmanın yollarını arıyorlar.