Yaramazlık yapan ve kavga eden bir çocuk değil, hayır, bunun yerine yaşananları kaydedip not alıyor, dünyayı dikkatle inceliyor, faydalı olabilecek bilgileri topluyordu.
Oskar, bazen onu orada öylece durup her şeyi idrak ederken gördüğünde kendini çaresiz hissediyordu.
Bu böyle olmamalıydı, değil mi?
Bir çocuğun oyun oynaması gerekmez miydi?
Fakat mutlaka bir başlangıç noktası olmalı, aniden sıçrayan bir mesafe. Aile ve çocuk arasında bir uçurum.
Bu uçurum bir kez oluştu mu kopuş sadece devam eder.
Çünkü en başından yoktur, değil mi?
Yoksa var mıdır?