Az önce bitirdiğim Melina Ünlüsü’ye ait bu kitap, tarot kartları, paralel evrenler ve ilahi sırlarla örülü oldukça mistik bir hikâye anlatıyor. Aden, ev arkadaşı Cenker’in her gece gizlice evden çıktığını fark ettiğinde, bir gece onu takip etmeye karar verir. O an, bambaşka bir evrenin kapısını aralayacak olaylar zincirinin başlangıcı olur.
Gittiği yerde, Cenker’in de dahil olduğu gizemli bir grupla tanışır. Bu insanlar, “vadi” adını verdikleri başka bir paralel evrene geçiş yapabilen bir cihazla çalışmakta ve orada her biri bir tarot kartını temsil etmektedir. Asıl amaçları ise, yalnızca dokuz kartta gizli olan Azize’nin sırrını ortaya çıkarmaktır fakat bu sır bugüne kadar hiçbir kartta açığa çıkmamıştır. Kitap, ortalarda temposunu biraz düşürse de son 100 sayfada yeniden ivme kazanıyor ve sürprizlerle dolu art arda gelen ters köşeleriyle okuru şaşırtmayı başarıyor. Zaten o ters köşelerde öyle bir şok oluyorsunuz ki kitabın sonuna yaşayacak duygu kalmıyor Yüksek tempolu olmasa da, sakin ve derin bir ritimle ilerliyor.
Özellikle insanın kendi iç dünyasına, ruhsal çözümlemelere ve anlam arayışına dair yaptığı tespitlerle beni etkiledi.
Eğer mistik unsurları, paralel evrenleri ve insan ruhunun derinliklerine yapılan yolculukları seviyorsanız bu kitabı okumanızı kesinlikle tavsiye ederim. Psikolojik çözümlemeleri ve anlam arayışıyla da zenginleşen, düşündürücü bir hikâyeydi.
Sonu da bir hayli tuhaf hislerle dolduracak şekilde bitti… ama beklenen kesinlikle oydu.