Yoruldum diye düşünen milyonların arasında sanki bir damla gözyaşı gibiyimdir. Ah Tanrım... Nasıl bir kaos ki bu düzen? Var olduğumuzu bile bile varlığımızı ispatlayamamak... Ben de buradayım diyememek... Bir karmaşanın içinde bağırmak ama sesimizi duyuramamak... Çığlıklar kör kuyuların dibinden... Ah Tanrım... Görmeyen gözler yeşile hasret... Bir yudum ezgi yüreğimde... Mırıldanırım sadece minik dualar gibi... Kırgınım... Bir nevi de küskün... Anlaşılmak zor olmasa gerek derken aslında görüyorum ki insanlar kör, sağır, dilsiz... Ben merkezli yürüyen tonlarca kuru kalabalık içinde nasıl da insan ses olur ki ben burdayım diye... Olmuyor... Günler hoyratça geçiyor... Yine de olmuyor... Bir sade beyazlığa kolları açıp dalmak mı gerekir ebedî istirahate, yoksa sisli perdelerin ardında elinde baston vah edip geçmişi mi yad etmeli keşkelerle... Tanrım... Yolum uçurumda... O virajı nasıl alacağımı elbet göstereceksindir... Zaman... Her şeyi esir eder kendine... Bekleyip esareti kırmanın zincirlerini... Elbet özgürlük maviye olacak... Hiç ummadığımız bir anda... Bir anda...