insanlar her şeyi kelimelerle anlatmaya yeltendikleri için asıl gayeden, manadan uzaklaşıyorlardı. İnsana bahşedilen akıl ve hissiyat kelimelerin potasında eriyordu. Bir vakitten sonra her şeyin kelimelerle izah edilemeyeceğini er ya da geç anlayan insan, yeniden kendi noktasına dönmeye çalışacaktı. Kelimeler insanın ya kurtuluşu ya felaketi olacaktı. Bir Allah dostu der ki: "İnsanda seksen bin kusur tespit ettim ve gördüm ki bu kusurların neredeyse tamamı dil sebebiyle.
Aynı yolda beraber yürümek el ele yürümek değil. gönül gönüle yürümektir. O zaman mesafelerin, duvarların bir önemi kalmaz. Oysa biz aramızda duran duvarları bahane edip gönül beraberliğinden korktuk ve bu sebeple ellerimiz de ayrıldı, mesafeler de çoğaldı.