Yaşadığımız dünyanın yörüngesinin dışında dolanan, yaradılışımız ya da donanımımız gereği göremeyeceğimiz, hissedemeyeceğimiz ya da deneyimleyemeyeceğimiz şeyler kelimelere dökülüp kavranabilir hâle getirilemez. Uzun lafın kısası bu. Bu bir ilke, bir aksiyom, bir yasa.
Ölüm dünyaya ayak bastı. Yaratıklar artık ölümlü. Aileden biri gitti bile. Ahlak Duygusu'nun mahsulleri tamamlandı böylece. Aile ölümü fena bir şey sanıyor, ama bir gün fikirleri değişecek.
Beni Amir heyetiyle Allah’ın Resulünün yanına gitmiştik. ‘Sen bizim efendimizsin!’ diye hitap ettik. ‘Efendi, Allah`tır!’ buyurdular.
(Aclûnî, Keşfü’l-Hafâ, 2:463)
Peygamberimiz bir gün sahabelere verdiği bir ziyafet sırasında, onlara hizmet ederken, uzaklardan geldiği anlaşılan bir atlı, Peygamberimizin meclisine yaklaşıp: ‘Bu kavmin efendisi kimdir?’ diye sordu. ‘Bu kavmin efendisini arıyorum’ dedi. Allah’ın Resulü ‘Benim’ demedi. O sırada sahabelerine su dağıtmakta olduğundan, atlıya şöyle cevap verdi: ‘Bir kavmin efendisi, ona hizmet edendir!
(Kütüb-i Sitte, hadis no: 5391)