Yazar olmak, kaleminle (klavyenle) kendinden başka insanlara bir şeyler anlatmaya kalkışmak... Bu niyetin özüne inersek ve çok çok derine inersek aslında senin sayısını bilemeyeceğin kadar çok insanın olduğu bir yerde kendini (tüm zaaflarınla, artılarınla, eksilerinle) ortaya atman (sahneye çıkman) anlamına geliyor. Bu cesaret (cüret mi desem?) senin kendinde başkalarına sunabilecek, başkaları karşısında tutunabileceğin, seni dik tutacak bir "değere" sahip olduğunu düşündüğünü gösteriyor. Ve haklısın. Bu herkeste var ancak senin başkalarından farkın bu değeri ortaya koyarken seçtiğin yolun yazmak olması.
Eğitim kesin hatları olan elle tutulur ve sürprizlere yer vermeyen düzenli ve yatıştırıcı bir yapıyken, edebiyat muğlaktır, belirsizliktir, sürprizlidir, düzen dışıdır, karıştırıcıdır, dürter. Eğitim cevaplarla ilgilidir, edebiyat sorularla. Eğitim kitleseldir ve toplumsal bir amacı vardır, edebiyat ise bireyseldir ve asla toplumsal bir amacı yoktur.
Yazarlık bir hayat tarzıdır, yaşam biçimidir. Yazarın muhabbeti yazmaktır, kitaplardır, edebiyattır. Ve okumaktır. Yazar kısmı okumadan duramaz, okudukları üzerine konuşmadan da duramaz. Elinin altında okumakta olduğu birkaç kitap, salondaki sehpasının üstünde de sayfaları dağılmış birkaç kitap eki mutlaka bulunuru. İnternetteki kitap satış mağazalarının kargocuları hiç kuşkusuz onun adresini ezbere biliyorlardır. Bir iki kütüphanenin üyesidir.
...
Yazarlık bir yaşam biçimidir, yani hayatının tümüne nüfus etmiş bir heyecandır, hevestir.