Başkasından üstün olmak, çekici olmak, başarılı olmak, daha iyi bir evde oturup daha iyi bir arabaya binmek gibi endişelerim yok. Yarıştığım her hangi birileri yok, kendimi birilerine onaylatma gibi bir çabam da yok. Kimsenin bir şeyinde gözüm yok.
Sadece ideallerim çerçevesinde oluşturduğum huzur tanımına erişmeye çalışıyorum. Telaşsız, sakin ve asude bir yaşam peşindeyim. Ben, benim olanı güzelleştirmenin derdindeyim…
Fark ettiniz mi bilmiyorum ama insan layık olmadığı şeyi üzerinde taşıyamıyor. Bilgi fazla gelirse kibirleniyor. Haksız yere zenginleşirse görgüsüzleşiyor. Samimiyetsizse ilişkide gösterişçi oluyor. Neyin fakiriyse, onun zenginiymiş gibi davranıyor. Yani özne ile edim arasında bozulan orantıyı saklayamıyor. Mutlaka dışarı sızdırıyor…
“Ey kendileri aleyhine(günah işleyerek) aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin, çünkü Allah bütün günahları bağışlar. Doğrusu O çok bağışlayıcı, çok merhametlidi.”
-Zümer suresi, 53.ayet