Asr-ı saadetten rönesans a kadar ( 7. yy dan 14. Yy sonlarına kadar ) ilim müslümanların elllerindeydi. Bugünki insan bilgisinin yüzde 60-70 ini müslümanlar inkişaf ettirmişlerdir..
Kindî, Fârâbî, Hârizmî, Battânî, İbn-i Sina, İbn-i Heysem, Birûni, İbn Rüşd, Cezerî, Gazzâlî, Nasîrüddin Tûsî, İbn Battuta, İbn Haldun, Uluğ Bey ve bunların yanı sıra daha birçok ünlü İslam bilgini bu döneme damgalarını vurdu.
711'de Müslüman Emevî komutanı Tarık bin Ziyad'ın İspanya'ya çıkışı, Avrupalılara büyük bir şok etkisi yarattı. Çünkü İspanya, Müslümanların denetimi altına girmiş ve 718'e gelindiğinde de bütün yarımada, Müslümanların hakimiyetine geçmiştir.
Abbasi hükümdarları, gerek Kur'an'da ve gerekse hadislerde ilimle ve okumakla ilgili birtakım ifadelerden yola çıkarak bu alanlara da önem vermeye başladılar.[9] "Bir alimin mürekkebi, bir şehidin kanından daha mübarektir." sloganını kendine rehber edinen 5. Abbâsî hükümdarı Harun Reşid,[9] 8. yüzyılın sonlarına doğru devletin yeni başkenti Bağdat'ta büyük bir bilim ve çeviri merkezi olan Beyt'ül Hikmet'i (Bilgelik Evi) kurdu ve Bağdat, İslam dünyasının eğitim ve bilim merkezi oldu