Nobel Ödülü'nü kazanacak olan Howard Termin'in de dahi olduğu bazı öncü kanser araştırmaları 1960'larda, kanser hücrelerinin çoğalmak için insüline ihtiyaç duyduğunu, en azından insan vücudu dışında laboratuvarda hücre kültürü olarak gelişirken, gösterdiler ve bu laboratuvar çalışmalarıyla bir başka araştırma alanı oluşturdular. Bu kötü huylu hücrelerin elde edildiği normal meme hücreleri, insülin reseptöründen ve insülin sinyaline yanıt verecek uygun donanımdan yoksun olsalar da, meme kanseri hücreleri için durum buydu. Bununla beraber, Toronto Üniversitesi'nden Vuk Stambolic adındaki bir kanser araştırmacısının da sonradan tanımlayacağı gibi, bu meme kanseri hücreleri insülin "bağımlısı" gibi görünüyordu ve laboratuvar koşullarında insülinden yoksun bırakıldıklarında, bu etkiye ölümle karşılık veriyorlardı. Bu tür bir fenomen, böbrek üstü bezi ve karaciğer hücrelerinin kanserlerinde de görülüyordu. 1976 yılına ait bir raporda belirtildiği gibi; insülin “bazı tümörlerde hücre çoğalmasını aşırı derecede uyarıyordu"; Ulusal Kanser Enstitüsü araştırmacıları tarafından gerçekleştirilen bir başka çalışmada ise belirli bir meme kanseri hücre hattının "insüline şiddetle duyarlı" olduğunu bildirilmişti. Araştırmacılar daha sonra, kötü huylu meme tümörlerinin sağlıklı meme dokusunda bulunmayan insülin reseptörüne sahip olduğunu ve ne kadar reseptör içerirlerse insüline o kadar duyarlı oldukları saptadı.