Bir tutam hüzün kaldı savrulacak,
yer gök uykudayken,
kimseler bilmeden,
duymadan…
Gece usulca örter izlerimi,
bir sızı kalır içimde, adı konmadan.
Rüzgâr bile çekinir dokunmaya,
serzenişlere yüklerim sessizce;
gömerim zifiri karanlıkta.
Hasretin yankısına tıkarım kulaklarımı,
tükenmiş bakışlarıma eşlik eder,
vedalara eşlik ederim sebepsizce.
Sessizliğin koynunda erirken zaman,
yorgun bir kalp fısıldar kendine:
“Geçer…” der, inanmaz belki,
ama yine de söyler duymadan.