Her şeyin gelip geçici olduğunu bildiğimiz halde, yine de bir şeylere ve birilerine şuursuzca tutunup ısrar ederiz. Hem onu hem kendimizi öldürürcesine yapışırız yakasına. Gitmesine izin vermeyiz. Oysa biliriz ki hiçbir şey eskisi gibi değildir artık. Değişmiştir, başkalaşmıştır. Çünkü her şey değişir, hiçbir şey aynı kalmaz... Belki o ısrarla tutunduğumuz şeyin de hayatımızdaki görevi ve hizmeti bitmiştir, bizim de onun hayatında ki hizmetimiz, faydamız, değerimiz sonlanmıştır ve artık ayrılık vakti gelmiştir.