"Césaire, sürrealizmi Avrupa'nın tekelinde görmez, aksine dilin geleneksel biçimlerinden kurtulmanın, Fransız sömürgeciliğinin yabancılaştırdığı bilinçleri Afrikalı kökenlerine yöneltmenin ve Afrika'ya özgü güçlü imgelerle dolu, isyankâr bir anlatımın aracı olarak görür. Sürrealizmin bilinçaltına dönüş yöntemi Césaire'da Afrika'ya dönüş biçimini alır. Césaire, psikanalizin ve sürrealizmin yabancılaşmadan kurtulmak için bilinçaltını açığa çıkarma fikrini, sömürgecinin zencilerin Afrikalı köklerini bilinçaltına iterek onları asimile eden ve siyah derili bir Fransız'a çeviren yöntemlerinin üstesinden gelmek için kullanır."
"Senghor'a göre "Yunanlı için akıl neyse, zenci için duygu odur." Her toplum insanlığa kendine özgü bir şey katar. Zenciler, Batılılar gibi entelektüel, bilimsel, teknik başarılar türünden "edinilmiş değerler bakımından değil, Tanrı vergisi değerler bakımından zengindirler... aktif bir katılma tavrına, gerçek bir bütünleşme ve özdeşleşme eğilimine ve ritmik tutuma sahiptirler." Başka bir deyişle Batılılar bilimde, teknikte, medeniyette ileri gitmiş olabilirler, ama zencide ruh vardır, ritim duygusu vardır, coşku vardır."
"Césaire'nın çizgisi zenci kimliğini geçmişe dönük ve özcü bir temelde tanımlayan Senghor ile onu ırkçılığa karşı geçici bir yadsıma evresi olarak tanımlayan Sartre'in temsil ettiği iki zıt kutbun arasında yer alır. Césaire'nın esas derdi zencilerin politik kurtuluşun ötesinde pozitif bir kimlik edinmelerini sağlamaktı."