• Bir şeyi hatırlamak/hatırlatmak istiyorsanız, “Unutma!” dediğinizde beyin onu “Unut!” olarak alır. Onun yerine “Aklında tut!” deyin.
• Stres yapan, panik içinde birini gördüğünüzde “Panik yapma!” yerine “Sakin ol” cümlesini seçin.
• “Bugün hava çok güzel ama yarın yağmurluymuş” yerine “Yarın yağmurlu olsa da bugün hava çok güzel” deyin.
• “Ben hasta olmak istemiyorum” yerine “Ben gayet sağlıklıyım” deyin.
• Bu örnekleri çoğaltmak mümkün. Siz siz olun kötüyü kendi elinizle, kendi kelimelerinizle çağırmayın. îyi düşünün, iyi söyleyin, iyi olsun.
Hiç incinmeyecekmişsiniz gibi sevin.
Paraya ihtiyacmız yokmuş gibi çalışın.
Kimse izlemiyormuş gibi dans edin.
Ne diyordu Nietzsche:
“Müziğin sesini duymayanlar dans edenleri deli sanırlar.”
• Öncelikle yaşama ayak uydurabilmek için gereksiz ağırlıklardan kurtulun. İster maddi, ister zihinsel her türlü ağırlık sizin işinizi zorlaştıracaktır.
• Kendinizi dinleyin, derin bir nefes alın ara ara ve zihinsel dinginliğe ulaşın. Unutmayın. Geçmiş çoktan geçti. Değiştiremeyeceğiniz şeyler için kaygılanmayın. Gelecek de henüz
gerçekleşmiş değil. Hayat da zaten bir prova değil. Bu yüzden tüm enerjinizi “ana verin.
• Her ne kadar hoş bir öneri gibi durmasa da “koruyucu duvarlarınız” olsun. Huzursuz eden kişiler, olaylar, düşünceler zihne acı verir. Sınırlarınız olsun ve bir filtreden geçmeden hiçbir şey size ulaşamasın.
• Unutmayın, sessiz kalmaya ihtiyacmız var. Bu, kendinizle bağlantı kurmanıza ve huzursuz zihninizi sakinleştirmenize yardımcı olur. Her gün birkaç dakika da olsa kendinizle baş başa kalmaya çalışm.
• En önemlisi şükredin ve minnet duyun. Daha önce görmezden gelmiş olabileceğiniz şeylere teşekkür edin. Sağlığınız, sevdikleriniz ve sizi seven insanlar için minnettar olun.