"Bu adam delirdi demezseniz şöyle izah edeyim: Muhakkak
size de olmustur, insan bazen kaybolur. Benim de başıma geldi. Kendimi aramaya başladım. Cok yere bakındım, nereye gittiysem nafile. Son çare aynalara sığındım. Kendimi bulabilmek için aynalarla doldurdum evimi. Aslına bakarsınız kendini bulabilmek için başka yere bakmak acizliktir. Bunu itiraf etmekte bir beis yok. Keşke yeteri kadar gücüm ve cesaretim olsaydı da içime bakabilseydim. Tabii görebilecek bir göze, anlayabilecek bir kalbe ihtıyaç
var, onu da zamanla öğreniyor insan."
Renkli çiçek desenleriyle süslenmiş yeşil seramik vazo ortamın içinde ayrıksı duruyordu. Diğer eşyaların aksine mecburiyeti değil, sımsıcak bir sevgiyi çağrıştırıyordu, bir sevginin paylaşımını ,arayışını bekleyişini, hatırasını anlatıyordu. Vazo yalnızlığa karşı bir umudu muhafaza etmek yalnızlığa direnmekti. Sevdiğin ve seni seven birinin gelebileceğinin emaresiydi. Birinin elinde taze kokulu çiçeklerle kapını çalacağının.Çiçek kokularının odayı ısıtabileceğinin .
Sadece odayı değil kalbini.