“Oturup güzel bir parça et yemenin başarının göstergesi olduğu kafalarımıza kazınmıştır. Et yemek bizi iyi hissettirir” (s. 180). Adamın dedikleri bilimsel açıdan gerçekçi olsun olmasın, et yemek hakkındaki duyguları muhtemelen, bir derecede, çoğu kişinininkine yakındır. Özellikle de erkeklerinkine. Çoğu yazarın bahsettiği üzere, et erkeklik demektir ve et yememek erkekçe kabul edilmez (bkz. Zaraska, Fiddes, Adams). Bir de etin kültürümüzde oynadığı rol ve bir araya geldiğimizde kapladığı yer vardır. Bir dereceye kadar, hayvansal gıda sektörünün işi kolaydır. Çoğumuzun duymak istediği gibi, hayvansal gıdaların cazip, normal, sağlıklı ve lezzetli olduğunu söyleyerek bizi baştan çıkarırlar.
Veganlar mücadelelerini geçmişteki ve günümüzdeki insan hakları meseleleriyle karşılaştırmayı severler: Köleliğe son verme mücadelesi, kadınların özgürleşmesi, ırkçılıkla mücadele ve eşcinsel hakları. Tabii ki benzerlikler vardır ve yasalar çerçevesinde menfaatleri eşit olarak değerlendirilsin diye mazlumların statüsünü yükseltmeye çabaladığımız hayvanların özgürleşmesi de bunlar gibi bir sosyal adalet hareketi olarak görülebilir