İnsanda kendini aşağı görme duygusu, "düşünülebilecek en haksız, en cani hırsları yaratır; çünkü o, kendini suçlu bulan ve kusurlu olduğuna kendini ikna eden hakikate karşı, öldürücü bir nefret duyar."
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Hüsrana uğramış olanların, mevcut ve mümkün olan şeylerden umutları yoktur. Bunlar için selamete ermenin tek yolu, amansız gerçekliğin demir duvarındaki bir çatlaktan sızan mucizelerden geçer. Kandırılmayı gönülden arzu ederler.
Açıkça görülmektedir ki, etkili olabilmesi için bir öğretinin anlaşılmaması, ona inanılması gerekir. Ancak anlamadığımız şeylerden kesinlikle emin olabiliriz. Anlaşılır bir öğreti gücünden kaybeder.
Hiç çekinmeden canını feda etme duygusunu yaratan şey, sahip olunanlar değil, sahip olmak için can atılanlardır. Olmayan şeyler, olan şeylerden gerçekten de daha güçlüdür.
Günlük işlerinde başarı sağlayamayanlar, imkansız olan işlere el atma eğilimi gösterirler. Onların eksik yanlarını gizleyen bir araçtır bu. Çünkü mümkün olanı yapma girişimimizdeki başarısızlığımızın suçu sadece bize aittir; fakat mümkün olmayanı yapma teşebbüsümüzdeki başarısızlığımızı, o işin zorluğuna bağlamakta haklı oluruz.